Hatay’da gayeleri sadece oradaki gençlerle birlikte olmaktan ibaret olan bir avuç insandan fazlası değildik. Dev sponsorluk anlaşmalarımız ya da mükemmel bir zirve işleyişimiz olmadı; sadece oradaydık ve bizim için esas olan da zaten orada olmaktı. Deprem sonrası o insanlarla ortak bir paydada üretmek, onları belki de cesaretlendirmek…
Fakat orada gördüklerimiz; depremin üstünden üç yıl geçse dahi insanların hâlâ kendisini ve yaşadıklarını anlatacak birilerini aramasıydı. Çünkü depremin izleri hâlen tam olarak şehirden silinebilmiş değil.
Mesela üniversitenin şoförüyseniz —adınız da Sabit Abi ise— 50 yıldır yaşadığınız şehrin yıkıntıları arasında sokakları karıştırabilirsiniz ya da 19 yaşında bir genç olarak yaşam amacınızı başkalarının yaşayamadığı hayatlara bağlayabilirsiniz. Alacağınız her türlü eşyanın anlamsız geldiğini ve ihtiyacımız olan tek şeyin “dayanışma” olduğunu vurgulayabilirsiniz.
Yaralar gider fakat izler hep kalır. Biz Hatay’ın yaralarını yerinde gördük ve siz de bu yaralara ortak olun, o bölgenin gençlerinin sesini birlikte yükseltelim diye bu raporu yazdık.
Keyifli okumalar…

