Bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar.

Merhaba, ben Elif. 19 yaşındayım.

Ailesine fazlasıyla bağlı biri olarak son iki senedir onlardan uzaktayım. Bu mesafe başlangıçta sadece fiziksel bir ayrılık gibi görünse de zamanla kendimle baş başa kaldığım derin bir tanışma yolculuğuna dönüştü. İnsanın en güvenli limanından çıkıp kendi dalgalarıyla boğuşması zormuş, evet. Ama bu iki yıl bana en çok şunu öğretti: En büyük keşifler, en tanıdık yerlerden uzaklaştığımızda başlar.

Hayata genel olarak pozitif bakmaya gayret eden biriyim. Dilimden düşürmediğim “her şerde bir hayır vardır” sözü benim için sadece bir teselli değil; bir hayata tutunma biçimi. Kendimi tanıdıkça içimdeki o çekingen sesin yerini daha gür bir özgüvene bıraktığını hissediyorum. Durmadan gelişmeye, ufak da olsa adımlar atmaya çalışıyorum. Çünkü artık biliyorum ki her büyük yolculuk, aslında küçümsenen o ilk adımların toplamıdır.

Kendine İnanmanın Gücü

Bu yolda öğrendiğim en sert ama en değerli ders şu oldu: Ben kendimi küçümsersem, dünya bana inanmak için bir sebep bulamaz. Bazen düşüyorum, bazen yorulup duraksıyorum. Ama bunun bir son olmadığını, sadece bir nefeslenme durağı olduğunu biliyorum. Sanırım attığım en doğru adım; ne yaparsam yapayım, sonucundan bağımsız olarak o işi kendime inanarak ve özgüvenle yapıyor olmam.

Eskiden başkalarının takdiriyle motive olurdum. O zaman başarısızlık yıkıcı geliyordu; çünkü teselliyi de yine dışarıda arıyordum. Ama şimdi bir şeyi gerçekten kendime güvenerek yaptıysam, istediğim sonucu alamasam bile “en azından denedim” diyebiliyorum. Almam gereken dersi cebime koyup, başım dik bir şekilde yoluma devam ediyorum.

Büyümek, Mükemmel Olmak Değildir

Sahi, büyümek tam olarak bu değil mi? Her şeyi mükemmel yapmak, hatasız ilerlemek değil; denemekten korkmamak. Kendine güvenmenin, sonuç ne olursa olsun insanı nasıl ayakta tuttuğunu yaşayarak görmek… Ben de tam olarak bunu öğreniyorum.

Hâlâ yolun çok başındayım. Heybemde öğrenecek çok şey, zihnimde cevaplanmamış pek çok soru var. Bazen kararsızlık içinde kaybolmuş, bazen de çok yorgun hissediyorum. Ama artık küçük adımları küçümsemiyorum. Çünkü beni ben yapan, beni bugünkü “ben”e getiren tam olarak o sessiz, derinden gelen küçük adımlar.

Meşhur bir söz vardır: “Bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar.”

Benim attığım adımlar belki dışarıdan devasa görünmüyor, belki kimse fark etmiyor. Ama biliyorum ki bu adımlar, ileride dönüp baktığımda hayatımın en anlamlı durakları olacak. Vazgeçmediğim ve “devam etmeyi” seçtiğim her an, kendi içimdeki baharın ilk işaretleri.

Nereye varacağımı henüz bilmiyorum. Ama yürümekten vazgeçmiyorum.

Ve sanırım şimdilik, bu da yeterli.