Bu bölümde, sosyal medyanın, trendlerin ve sürekli değişen güzellik ile tüketim algılarının arasında giderek birbirimize benzediğimiz bir dünyaya sanatın gözünden bakıyoruz. Ayşe Kırca, “Hype” sergisinden yola çıkarak; neden başkalarında gördüklerimizi istemeye başladığımızı, sosyal medyanın seçimlerimizi nasıl etkilediğini ve “özgürce seçtiğimizi” düşündüğümüz şeylerin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu anlatıyor. Oyunculuk eğitimiyle başlayan ve zamanla resme uzanan kendi sanat yolculuğunun yanı sıra Ayşe Kırca ile; kendini sevmek ve kabul etmekten, kıyas kültürüne; güzellik standartlarından tüketim alışkanlıklarına kadar modern insanın “hype”larla kurduğu ilişkiyi konuşuyoruz. Sohbet ilerledikçe sosyal medyada çocukların birer içerik ve gelir aracına dönüşmesinden mahremiyetin değişen sınırlarına; estetik furyasından sürekli yeni bir trendin parçası olma ihtiyacına kadar gündelik hayatımızın artık normalleştirdiğimiz pek çok yönüne Ayşe Kırca’nın eserleri üzerinden bakıyoruz. ChatGPT ile dertleşmekten sosyal medyanın dikkatimizi ve empati duygumuzu yönlendirmesine kadar teknolojiyle kurduğumuz yeni ilişki de bu sorgulamanın bir parçası oluyor. Peki, sürekli başkalarının hayatına baktığımız bir çağda gerçekten kendimiz kalabilir miyiz? Bir şeyi gerçekten istediğimiz için mi istiyoruz, yoksa yeterince fazla gördüğümüz için mi? Ayşe Kırca’nın deyimiyle bazen durup kendimize “Bunu çok fazla gördüğüm için mi istiyorum?” diye sormak gerekiyor. Belki de bütün bu gürültünün içinde çıkış noktası oldukça sade: Kendimizde olanın kıymetini bilmek, kendimizi olduğumuz hâlimizle kabul etmek ve kıyaslamak yerine sevmeyi öğrenmek.
Şahsına Münhasır #7: Hype Çağında Kendin Kalabilmek | Ayşe Kırca

