Haziranın son cumartesi günü, Fenerbahçe Dalyan sahilde düşük perdeden bir uğultu vardı: dalga sesi, martı çığlıkları ve sayfaların kendi kendine çevrilirken çıkardığı ince hışırtı. 16.00’da başlayan buluşma, telefonların bir kutuya bırakılmasıyla açıldı; bu küçük törensellik, gündelik uyaran kalabalığından zihni söküp alan ilk adımımız oldu. Etkinlik, “ekranlardan uzak, kendine yakın bir mola” başlığını hakkıyla taşıyordu. Bu üçüncü buluşmanın akışı basitti: herkes kendi kitabını, sandalyesini ve yavaşlamaya duyduğu ihtiyacı getirdi.
Saat henüz ilerlemeden ince bir yarım daire oluştu: sandalyeler ile yerlere serilen ufak örtüler, ortak bir ocak ateşi çevresinde oturuyormuşçasına birbirine yaslandı. Ben Irvin Yalom’un Günübirlik Hayatlar kitabını açtım. Dalgaların sesi eşlik etti okurken ve fark ettim ki hep birlikte paylaşılan bir teklik deneyimliyorduk. Herkes kendi iç yolculuğundaydı ama bu yalnızlık başkalarının yoldaşlığında dinleniyordu. Kimse konuşmak zorunda değildi, ama göz göze gelince her şey zaten anlaşılmıştı.
45 dakikanın sonunda ziller çalmadı ama hoş bir müzikle, ayak bastığımız çimleri yeniden hissetmeye döndük ve suratımızda bir tebessümle göz göze geldik. Herkes sayfaları sakince kapadı, bazı gözler uzaklaşmadan hemen önce kitabın iç kapağında gezindi. Ardından paylaşım çemberimiz oluştu. Kimse “zorunlu paylaşım” yapmadı; anı anlatmak isteyen anlatırken, dinlemek isteyen sessiz kaldı. Sadece okuduklarımız üzerinden değil, anlamaya çalıştıklarımızdan ve kendi yolculuğumuzdan bile bahsettik.
Bir kitabın, bir rüzgârın, bir sessizliğin ortaklaştığı bu buluşma; gündelik seslerin biraz eksildiğinde, iç sesin ne kadar güçlenebileceğini hatırlattı. Zamansız’ın sade ve samimi çağrısı hem kendine dönmek isteyenlere hem de başkalarıyla gerçek bağlar kurmak isteyenlere alan açtı. Kimi kitapların içine gömüldü, kimi gözlerini gökyüzüne çevirdi, kimi uyudu; ama herkes, kendi ritminde bir duraklama yaşadı.
Etkinlik yavaşça sona ererken, kitaplar kapandı, ikramlar serildi ve muhabbet daha da derinleşti. Zamansız olarak biz, her buluşmada olduğu gibi bu sefer de hem kendimize hem birbirimize yaklaşmanın yollarını aradık. Okuduk, dinlendik, paylaştık… Ve en önemlisi, birlikte durmanın neşesini hissettik. Bir dahaki buluşmada buluşmak üzere!

